Bundan Daha Güzel Bir Dünya Olmayacak!

Bundan Daha Güzel Bir Dünya Olmayacak!

Herhangi bir kişisel gelişim kitabını araladığınızda, size yapmanız/yapmamanız gereken birçok davranışı sunarak kendinizin ve içinde bulunduğumuz dünyanın daha iyi bir yer olması hakkında vaatlerde bulunur. Gayet mantıklı ve kabul edilebilir bir önermedir. Ama gel bu önermenin bize verdiği mesajı bir inceleyelim;

 

-Sen yeterince iyi/düzgün bir insan değilsin!

-İçinde bulunduğumuz dünya yeterince güzel bir yer değil!

 

 

Çünkü insan iyi olmayan bir şeyi düzeltip geliştirme ihtiyacı duyar.

Şimdi o zaman biz ve dünyamız içinde olduğu hal ile hiçbir zaman iyi/yeterli/güzel değil mi?

Bu şekilde okuyunca duyması ve sindirmesi zor geliyor insana. Ama günümüzde durum aynen bu şekilde. Eğer sürekli daha güzele/iyiye/doğruya ilerlemeye çabalıyorsan, zihninde kendini ve etrafını aslında pek de güzel göremiyorsundur.

E peki bunca yıldır yapılanlar ve geldiğimiz noktayı inkâr mı edeceğiz?

Anlattığım hikâye de bir inkâr ya da saptırma yok. Aslında anlaşılması gereken şey, bir durumun diğer duruma üstün/alçak, iyi/ kötü, güzel ya da çirkin olmadığını görebilmek.

İlk çağ dönemlerine gidelim. O dönem hakkında belli başlı yazılı kaynaklar dışında çok bir fikrimiz olmamasına rağmen o günlerde sıradan bir insanın hayatını inceleyelim.

Tarım toplumunda çiftçi olarak yaşayan bir insan sabahın ilk ışıkları ile uyanır ve gününün bir kısmını toprağında yapması gereken işler ile geçirir, kendi ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için pazara gider, gereken alışverişi (ya da değiş tokuş) yapar ve belki arkadaşları ile o dönemde yaşanan gündem hakkında konuşarak vakit geçirip, akşam evine geri dönerdi. Tabi elektrik olmadığı için mum ışında çok da geç saatlere kadar ayakta kalmaz zaten gün boyunca yaptığı işlerin etkisi ile yorulmuş olduğu için erkenden uyur.

Şimdi bu insanın hayatına bugünden bakınca sıkıcı ve ilkel gelebilir ama o kişiye o dönem için standart bir hayattır. Günümüz standart yaşamı ise belki yüzlerce yıl sonraki birisi için saçma ve anlamsız olabilir. Fakat o dönem ile bu dönem arasında karşılaştırma yaparak iyi/kötü güzel/çirkin kıyaslamasına girmek, düşünene zihinsel tatmin ya da tatminsizlik veren boş bir düşünce olur. Çünkü gün sonunda olduğu zaman ve kişilik kriterlerini o AN için değiştiremeyecektir.

E peki hiç mi değişmiyor insan?

Değişim içinde bulunduğumuz evrenin en temel kanunlarından birisi. Her an değişiyoruz. Her an bir yeni versiyonumuza ilerliyoruz. Ama ilerlediğimiz versiyonu iyi ya da kötü olarak değerlendiren zihin ve düşünce yapısından ibaret. Aslında her an sadece bir OLUŞ halini deneyimleyen birer oyuncuyuz. Ve oyunun güzelliği ise farklı OLUŞ hallerini belli zaman dilimlerinde deneyimleyebilmenin mümkün oluşu. Tabi burada belli kriterler devreye giriyor. Her OLUŞ halinin bir sorumluluğu mevcut. Ve hepsi birbirine görünmeyen zincirlerle bağlı. Yani olduğunuz her hal başka bir hali yaratıyor ama bir önceki sonrakini de etkiliyor. Ama çoğu insanın bu kadar yukarıdan bir bakış açısı olmadığı için hepsini bağımsız olarak görme eğiliminde. 

Geniş açıdan bakacak olursak,ilk çağdaki çiftçinin ve tarih kitaplarında yazılmış/yazılmamış insanların oluşturduğu dünya içerisinde yaşıyoruz. Ve bizde gelecek nesiller için her an yeni bir dünya oluşturuyoruz.

Şimdi bu bakış açısıyla bir daha bak. Daha güzel bir dünya mı mümkün yoksa her birimizin sorumluluğunu aldığımız OLUŞ hallerinden oluşan bir dünya mı?

Dünya ya da sen bundan sonra daha iyi mi kötü mü olursun bilemem çünkü iyi ve kötü bizim verdiğimiz anlamlar. Tek bildiğim hep birlikte yarattığımız hikâyeyi her an yaşıyoruz ve yaşatıyoruz birbirimize.

Sen değişip dönüşmekten (ve değiştirip dönüştürmekten) öte yarattığın hikâyenin sorumluluğunu almaya hazır mısın?

 

Dünya daha güzel ya da daha çirkin bir yer olmayacak. Dünya hep birlikte verdiğimiz kararlarla şekillenmeye devam edecek.

Belki ağaçları kesmekten vazgeçip kestiğimizden çok ağaç dikerek dünyayı yeşillik bir yer yapacağız, belki de koca bir çöl…

Belki bugün sana ve etrafına zarar veren davranışlarını kesmeye karar verip artık acı yaratmayacaksın, belki de bunun dozunu arttırıp kendi hayatındaki ve bu dünyadaki acıyı arttıracaksın…

Belki toprağı suyu havayı daha çok kirleteceğiz, belki de artık temizlemeye başlayacağız.

Bunların yanıtını veremem ama tek verebileceğim yanıt hepimizin birer sorumluluğu olduğu. Olduğumuz OLUŞ hali itibariyle sorumluluğumuz az ya da çok olabilir. Fakat bu dünyayı (üzerinde yaşayan tüm canlı/cansız yaşamla birlikte) miras aldık, hep beraber bu hale getirdik ve bir gün miras bırakacağız.

Bundan daha güzel bir dünya olmayacak ama asıl soru;

Sen nasıl bir dünya miras bırakmak istiyorsun?

 

 



ETKİNLİKLERİMİZİ EMAİL İLE TAKİP ETMEK İÇİN LÜTFEN FORMU DOLDURUP İLETİNİZ...